Cuma hutbesi konusu | 29 Mayıs Diyanet Cuma hutbesi oku, dinle

Her hafta milyonlarca Müslümanı cami saflarında bir ortaya getiren Cuma namazının en kıymetli ritüellerinden biri olan Cuma hutbesinin bu haftaki içeriği aşikâr oldu. Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 29 Mayıs 2026 tarihli hutbe, bilhassa İstanbul’un Fethi üzere ulu bir tarihin yıl dönümüne denk gelmesiyle başka bir mana kazandı. İslam dünyasına adalet, şefkat ve medeniyet köprüleri kuran ecdadımızın yürüyüşünü anlatan “Fetih Ruhu ve Vakıf Medeniyeti” bahisli hutbede, günümüz dünyasına ve geleceğe taşınması gereken insanlık mirasları hatırlatıldı. İşte Türkiye genelindeki tüm mescitlerde minberlerden yükselecek o manalı hutbenin içeriği ve detaylar!
👉Diyanet İşleri Başkanlığı CUMA HUTBESİ👈
FETİH RUHU VE VAKIF MEDENİYETİ
Muhterem Müslümanlar!
Aziz milletimiz, büyük dinimiz İslam ile müşerref olduktan sonra hak ve hakikati hâkim kılmak için gayret etmiştir. Bu kutsal hedef uğruna yılmadan ve usanmadan seferden sefere, zaferden zafere koşmuştur. Allah’ın inayetiyle birçok gönülleri fethetmiş, kaç beldelere barış ve huzur götürmüştür. Bunun için, gemileri dahi karadan yürütmüş ve sonunda Allah Resûlü (s.a.s)’in muştusuna nail olup İstanbul’u fethetmiştir.

Aziz Müminler!
Dinimizin bizlere verdiği fetih ruhu, kuru bir cihangirlik davası değildir. Bu ruh; Kur’an-ı Kerim’in rahmet ve iyilik bildirilerini, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in hoş ahlakını bütün insanlığa ulaştırma gayretidir. Bu ruh; Cenâb-ı Hakk’ın, “İçinizden hayra çağıran, uygunluğu emredip berbatlığı meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir” davetine icabet ederek, adalet ve güzelliğin dünyadaki yaşayan temsilcileri olma çabasıdır. İlim ve hikmetle yükselen bir medeniyet oluşturma azmidir.
Kıymetli Müslümanlar!
Şanlı ecdadımız, fetih ruhunun hayata aktarılması ve kalıcı olması için gittiği her yerde vakıflar kurmuş; insanlığı, İslam’ın iletileriyle buluşturmak için çaba göstermiştir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “İnsanların en güzeli, insanlara yararlı olandır” hadis-i şerifi yeterince; mescitler, medreseler, hastaneler, kütüphaneler, aşevleri, köprüler ve çeşmeler inşa ederek yeterliliği kurumsal hale getirmiştir. Dinine, lisanına ve rengine bakmadan; kimsesizlerin kimsesi, yetim ve öksüzlerin hamisi, yolda kalmışların sığınağı, mazlumların umudu, ilim tahsil edenlerin destekçisi olmuştur. Bütün dünyaya, merhametin ve hoş ahlakın en hoş örneklerini sunmuş, insanların hafızalarında silinmez izler bırakmıştır.

Değerli Müminler!
Vakıflar, vakfedenlerin topluma bıraktığı emanetleridir. Bu konuda bize düşen; vakıf medeniyetimizi ihya etmektir. Ecdadımızın bizlere bıraktığı süper vakıf yapıtlarını korumak ve kuşaklarımıza yeni vakıf mirasları bırakmaktır.
Bu vesileyle, cennet vatanımızı bizlere emanet eden ulu ecdadımıza, şehitlerimize ve ahirete irtihal eden gazilerimize Büyük Rabbimizden rahmet diliyoruz. Cenâb-ı Hak, vakıflara öncülük edenlerden, dayanak verenlerden ve geleceğe aktarılması için çalışanlardan razı olsun.
Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: “Kim, hoş bir işe öncülük ederse hem kendi yaptığının sevabını hem de kendisinden sonra o işi yapanların sevaplarını alır. Üstelik onların sevaplarından da bir şey eksilmez…”










